Psikoloji
OKULA UYUM SÜRECİ
Okula gitmek istemeyen her çocuğun şımardığı ya da tembellik yaptığı düşüncesi ise ebeveynlerin en sık düştüğü yanılgılar arasında yer alıyor.
Yeni eğitim ve öğretim yılının başlamasıyla çocuklar için yeni bir dönem başlıyor. İlk kez okula başlayan, okul değişikliği yapan veya tatil döneminin ardından rutinlerine dönmekte zorlanan çocuklarda okula karşı isteksizlik, baş ağrısı, karın ağrısı veya mide bulantısı gibi şikayetler görülebiliyor.
Bu süreçte çocuğun anlaşıldığının ve güvende olduğunun hissettirilmesi büyük önem taşıyor.
HER OKUL REDDİ ŞIMARIKLIK VEYA TEMBELLİK DEĞİL
Çocuğun okula gitmek istememesi her zaman inatlaşma ya da şımarıklık olarak değerlendirilmemeli.
Bu tepkilerin altında ayrılık kaygısı, anksiyete ve sosyal kaygılar bulunabilir. Çocuğu suçlamak veya yaşadığı durumu küçümsemek kaygıyı artırabilir.
Bu nedenle öncelikle davranışın ardındaki duygusal ihtiyacın anlaşılması gerekiyor.
KARIN AĞRISI VE MİDE BULANTISI BAHANE OLMAYABİLİR
Okul sabahlarında aniden ortaya çıkan karın ağrısı, mide bulantısı veya baş ağrısı gibi şikayetler bazen okuldan kaçmak için öne sürülen bahaneler olarak değerlendirilebiliyor.
Ancak bu yaklaşım her zaman doğru değil. Çocuklar ifade etmekte zorlandıkları stres ve kaygıyı bedensel belirtilerle dışa vurabilir.
Psikosomatik olarak adlandırılan bu durumda çocuk; baş ağrısı, mide bulantısı veya karın ağrısı gibi belirtileri gerçekten hissedebilir.
“Rol yapıyorsun” veya “Bir şeyin yok” gibi ifadeler çocuğun kendisini anlaşılmamış hissetmesine neden olabilir.
Öncelikle fiziksel bir neden olup olmadığı değerlendirilmelidir. Tıbbi bir neden saptanmadığında ise belirtilerin psikolojik kaynaklı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
UYUM SÜRECİNDE BU BELİRTİLER VARSA ÖNEMSENMELİ
Çocuğun okula uyum güçlüğü uyku ve yeme düzenini bozuyorsa, şiddetli ağlama krizlerine yol açıyorsa, gece uykusunda yoğun korku ve huzursuzluk görülüyorsa veya çocuk belirgin biçimde içine kapanıyorsa süreç daha yakından değerlendirilmelidir.
Bu belirtiler, çocuğun tek başına başa çıkmakta zorlandığı bir kaygı yükü taşıdığına işaret edebilir.
Çocuğun akademik, sosyal ve özgüven gelişiminde kayıplar yaşamaması için gerektiğinde uzman desteğine başvurulması ve profesyonel bir destek planı oluşturulması önemlidir.
EBEVEYNİN KAYGISI ÇOCUĞA YANSIYABİLİYOR
Çocuklar ebeveynlerinin duygularından güçlü biçimde etkilenebilir.
Okul kapısında yaşanan uzun ve dramatik vedalaşmalar veya ebeveynin belirgin biçimde endişeli davranması, çocuğun okulun güvenli olmadığı yönünde bir algı geliştirmesine neden olabilir.
Bunun yanında aşırı korumacı davranmak ya da sorunu yalnızca sert disiplinle çözmeye çalışmak da uyum sürecini zorlaştırabilir.
Daha sağlıklı yaklaşım; kararlı, şefkatli, net sınırları olan ve çocuğa okulun güvenli bir ortam olduğunu hissettiren bir tutum sergilemektir.
RUTİNLER KADEMELİ OLARAK OLUŞTURULMALI
Tatil boyunca değişen uyku, yemek ve günlük yaşam rutinlerini okulun ilk sabahında aniden eski haline döndürmeye çalışmak yerine, bu düzenin kademeli olarak oluşturulması daha uygun olabilir.
Çocuğun sürece dahil edilmesi ve yapılacak değişikliklerin önceden konuşulması da uyumu kolaylaştırabilir.
Aile içindeki doğru iletişim stratejilerine, çevresel düzenlemelere ve okulla yapılan iş birliğine rağmen çocuk uyum sağlamakta zorlanıyorsa aynı yöntemlerde ısrar etmek yerine süreç yeniden değerlendirilmelidir.
Bu noktada çocuğun mizaç özellikleri, olası dikkat eksikliği veya öğrenme güçlüğü gibi altta yatan faktörlerin uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi ve çocuğa ve aileye özel bir yol haritası oluşturulması gerekebilir.









