Sağlık
H5N1 Gebelikte Plasenta ve Süt Yoluyla Taşınabiliyor
Güncel sığır kökenli H5N1 kuş gribi suşuyla yapılan fare çalışması, virüsün gebeliğin dönemine bağlı olarak plasenta yoluyla fetüse ve doğum sonrasında meme dokusu ile süt üzerinden yavruya geçebildiğini gösterdi. Nature Communications’ta yayımlanan araştırma, gebelikte H5N1 riskini anlamak ve karşı önlemleri sınamak için plasentalı memelilerde deneysel bir dikey bulaşma modeli oluşturdu.
Araştırmacılar genetik olarak çeşitli, gebe fareleri insan gebeliğinin ikinci veya üçüncü trimesterine karşılık gelen dönemlerde güncel bir bovin H5N1 suşuyla enfekte etti. İkinci trimester eşdeğerindeki enfeksiyonda rahim, plasenta ve fetüs dokularında bulaşıcı virüs arandı. Üçüncü trimester eşdeğerindeki enfeksiyonun ardından doğan yavruların büyümesi, nörogelişimi ve ergenlik dönemindeki davranışları izlendi; süt halkası, akciğer ve meme dokuları da virolojik olarak incelendi.
İkinci trimester enfeksiyonu rahim, plasenta ve fetüste bulaşıcı virüs saptanmasıyla sonuçlandı ve rahim içi geçişi gösterdi. Üçüncü trimester enfeksiyonundan sonra doğan yavrularda daha küçük vücut ölçüsü, nörogelişimsel gecikmeler ve ergenlikte davranış bozuklukları kaydedildi. Yenidoğanların süt halkası ve akciğerlerinde, annelerin ise meme dokusunda bulaşıcı virüs bulunması doğum sonrası süt yolunu destekledi.
Viral protein plasentadaki trofoblast hücreleri ve meme dokusundaki epitel hücreleriyle aynı bölgede görüldü. Bu alanların, kuş gribi virüslerinin bağlanmasında önemli olan alfa-2,3 bağlantılı sialik asitleri tanıyan lektinlerle uzamsal olarak çakışması olası biyolojik giriş yoluna işaret etti. Bununla birlikte çalışma farelerde yapıldı; sonuçlar insanlarda bulaş oranı ya da klinik riskin büyüklüğü olarak yorumlanamaz.
Model, gebelik sırasında antiviral ilaçların ve aşıların hem anne hem yavru üzerindeki etkilerini test etmek için kullanılabilir. H5N1’in plasentalı memelilerde giderek daha fazla saptanması nedeniyle gebelik, doğum ve emzirme dönemlerinin ayrı risk pencereleri olarak izlenmesi önem taşıyor. İnsanlara yönelik uygulama için epidemiyolojik veriler, klinik örnekler ve türler arası biyolojik farklılıkları hesaba katan ek araştırmalar gerekli.







