Sağlık
Parkinson’da Titremesiz Tip Daha Ağır Bir İz Bırakıyor
Çalışmaya toplam 1.384 Parkinson hastası dahil edildi. Hastaların 935’i titreme baskın, 449’u ise titreme baskın olmayan grupta sınıflandırıldı. Araştırmacılar gündüz uykululuğu için ESS, REM uykusu davranış bozukluğu için REM, depresyon için GDS, kaygı için STAI, otonom belirtiler için SCOPA-AUT ve biliş için MoCA ölçeklerini kullandı. Kesitsel analizlerde yaş, hastalık başlangıç yaşı, ırk, beden kitle indeksi, eğitim, striatal bağlanma oranı, Hoehn-Yahr evresi ve UPDRS-III motor puanı gibi karıştırıcı etkenler için düzeltme yapıldı.
Başlangıç değerlendirmesinde titreme baskın olmayan alt tip; ESS’de 1,23, REM’de 0,74, GDS’de 1,10, toplam STAI’de 4,55, durumluk kaygıda 1,86, sürekli kaygıda 2,69 ve SCOPA-AUT’ta 2,18 puanlık daha yüksek değerlerle bağımsız biçimde ilişkiliydi. Bu ilişkilerin tümünde p değeri 0,01’in altındaydı. Buna karşılık MoCA biliş puanında iki motor alt tip arasında bağımsız bir ilişki saptanmadı; p değeri 0,929’du.
Araştırmacılar, 14 yıla kadar uzanan takip verilerini gizli sınıf yörünge modellemesiyle inceleyerek motor dışı belirtilerin zaman içindeki farklı seyirlerini belirledi. Titreme baskın olmayan grupta olumsuz seyir olasılığı gündüz uykululuğu için 1,64, REM belirtileri için 1,39, toplam kaygı için 1,58, sürekli kaygı için 1,72, durumluk kaygı için 1,48 kat daha yüksekti. En yüksek ve en düşük depresyon yörüngeleri karşılaştırıldığında olasılık oranı 2,43, otonom işlev bozukluğunda ise 3,29 olarak hesaplandı; bu sonuçların tümü p<0,01 düzeyindeydi.
Bulgular, Parkinson’un titreme baskın olmayan motor tipinin başlangıçta daha ağır uyku, duygu durumu ve otonom belirtilerle ve yıllar içinde daha olumsuz bir seyirle ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu gözlemsel ilişki, motor alt tipin belirtilere doğrudan neden olduğunu kanıtlamıyor. Yine de motor sınıflandırmanın yalnızca hareket bulgularını değil, uzun dönemli motor dışı risklerin izlenmesini de yönlendirebileceğine işaret ediyor.







