Sağlık
Erkekler prostat kanseri riskini %31 azaltmak için ayda ortalama 21 kez boşalmalıdır.
Spor salonlarında alınan protein miktarını gramı gramına hesaplayan pek çok erkek, konu kendi prostat sağlığına geldiğinde ne yazık ki kanser teşhisiyle yüzleşene kadar sessiz kalmayı tercih ediyor. Oysa erkek sağlığının en kritik ve en çok göz ardı edilen parçalarından biri olan prostat, erken farkındalık ve yaşam tarzı alışkanlıklarıyla büyük ölçüde korunabiliyor. Bilim dünyası, tabular nedeniyle yeterince konuşulmayan bu konuda on binlerce erkeğin katıldığı devasa araştırmalarla ezber bozan verilere ulaşmaya devam ediyor.
Harvard Halk Sağlığı Okulu tarafından yürütülen ve tam on sekiz yıl süren geniş çaplı bir kohort çalışması, erkek sağlığına dair çarpıcı bir istatistiği gün yüzüne çıkardı. Saygın tıp dergisi European Urology sayfalarında yayımlanan ve yaklaşık otuz iki bin erkeğin takip edildiği araştırmaya göre, ayda yirmi bir ve daha fazla kez boşaldığını bildiren erkeklerin prostat kanserine yakalanma riski, ayda dört ila yedi kez boşalanlara kıyasla yüzde yirmi oranında daha düşük seyrediyor. Bu dikkat çekici oran, boşalma sıklığı ile prostat sağlığı arasındaki ilişkiyi bilimsel bir zemine taşıyor.
Elbette tıp uzmanları, yirmi bir rakamının kanseri bıçak gibi kesen sihirli bir formül olmadığı konusunda uyarıyor. Bu veriler doğrudan bir neden sonuç ilişkisinden ziyade, dikkatle incelenmesi gereken güçlü bir istatistiksel bağlantıya, yani korelasyona işaret ediyor. Prostat kanserinin gelişiminde ilerleyen yaş, genetik yatkınlık, obezite, vücuttaki kronik iltihaplanma ve hareketsiz yaşam tarzı gibi çok daha temel ve kanıtlanmış risk faktörleri başrolü oynamaya devam ediyor.
Yine de on sekiz yıl boyunca titizlikle toplanan bu tıbbi verileri göz ardı etmek bilimsel açıdan mümkün görünmüyor. Ortaya çıkan tablo, erkekleri kendi bedenlerini daha iyi tanımaya, prostat sağlığını utanç duyulan bir konu olmaktan çıkarıp günlük sağlık rutinlerinin bir parçası haline getirmeye davet ediyor. Bütüncül bir sağlık anlayışı, sadece dış görünüşü geliştirmekle değil, bedenin kapalı kapılar ardında çalışan tüm mekanizmalarını bilinçli bir şekilde korumakla başlıyor.







