Araştırma
YAPAY ZEKÂ KULLANIMI: Yaratıcılıkta Özne Mi, Araç Mı?
Bu noktada, insanlara kolaylık sağlayan ve vakit kazandıran yapay zekânın bireyin yaratıcı düşünme kapasitesi üzerindeki etkileri tartışılıyor. Kimisi yapay zekâdan alınan yardımla birlikte kazanılan farklı bakış açılarının yaratıcılığı arttıracağını savunurken kimisi alınan yardımların bireye farklı bakış açısı katsa da kişi kendi başına keşfetmediği sürece yaratıcılığının gelişmeyeceğini savunur. Bu konuda keskin bir doğru cevap yoktur çünkü her iki düşüncenin doğruluk payı vardır.
Tarihsel açıdan incelendiğinde teknolojik, bilimsel, edebi gelişmelerin arkasında çoğunlukla fikir ayrılıkları ve tartışmaların olduğu görülmüştür. Şiir akımlarının ortaya çıkmasının ardındaki çatışmalar, fotoğrafın ortaya çıktığı dönemlerde ressamların tepkileri, internetin ortaya çıkmasıyla araştırma yapılmayacağı kaygısı gibi pek çok fikir ayrılıkları oluşsa da sonunda yeniliklerle sonuçlanmıştır. Tarihteki bu örnekler, teknolojik yeniliklerin insan üretimini ortadan kaldırmadığının, bu üretimi dönüştürdüğünü göstermektedir.
Günümüzde bu dönüşüm, eğitim ve görsel sanatlar alanlarındaki bilimsel çalışmalarla daha anlamlı hale gelmektedir. Türk Eğitim Bilimleri Dergisi’nde yayımlanan Eğitimde Yapay Zekâ Kullanımıyla ilgili analizde eğitimin pek çok alanında kullanılan ChatGPT’nin kuvvetli yönleri, fırsatları ve eksik yönleri, engelleri şeklinde derlenmiştir. Kuvvetli yönleri-Fırsatlar; öğretmenlere destek kaynak olması, farklı öğrenme stilleriyle öğrencilerin öğrenme süreçlerine katkı sağlaması, kişiselleştirilmiş programlarla öğrencilere doğru bilgiler sunabilmesidir. Eksik yönleri-Engeller; öğrencilerin ihtiyaçlarını tamamen karşılayamaması, öğrencilerin teknolojiye bağlılık geliştirmesine neden olabilmesi, öğretmenin yerini alabileceğinden öğretmen-öğrenci etkileşiminin azalabilmesi, doğal dili anlamada yetersiz kaldığında yanlış bilgiler verebilmesidir. (Kutlucan ve Seferoğlu, 2024)
Görsel sanatlar açısından incelendiğinde, yapay zekâ insanların kodladığı ve belirli bir veri tabanı üzerinden çalıştığından kişiliği ve öznel deneyimleri bulunmamaktadır. Öznellik ve kişilik özelliklerini temel alan yaratıcılık teorilerince değerlendirildiğinde yapay zekânın yaratıcılığının olmadığı belirtilmiştir. (Mutlu, 2024) Yapay zekâ aslında özne olan sanat üreticisi değil, bir araçtır.
Bu bilimsel çalışmalar ışığında değerlendirdiğimizde yapay zekânın doğrudan yaratıcı özne olmadığını, insan yaratıcılığına yön verdiğine ulaşılabilir. Eğitim alanında daha çok destekleyici ve kolaylaştırıcı bir rolü varken, görsel sanatlar alanında sanatın doğrudan üreticisi olarak yerleşmesi ya da yerleştirilmeye çalışılması yaratıcılığın tanımı ve yapay zekâ hakkında tartışmaları beraberinde getirmektedir.
Yaratıcılık sadece ortaya çıkan sonuçla değil hem sonuçlarıyla hem de süreçleriyle birlikte değerlendirildiğinde çok daha kıymetli bir anlama erişir. Sonuç olarak yapay zekâ yaratıcılığı arttırır mı, ketler mi sorusunun yanıtı teknolojinin kendisiyle açıklanamaz. Hangi bağlamda, nasıl ve ne amaçla kullanıldığı önemlidir. Tarihsel gelişmelerden yola çıkarak yapay zekâ kullanımının bizlere hangi farklı gelişmeler için yeni kapılar açacağını görmek için sürecin içinde olarak takip etmek iyi bir yaklaşım olabilir.
Yazar: Gizemsu Tokul
Kaynaklar:
Kutlucan, E. & Seferoğlu S. S. (2024). Eğitimde yapay zekâ kullanımı: ChatGPT’nin KEFE ve PEST analizi. TEBD, 22(2), 1059-1083. https://doi.org/10.37217/tebd.1368821
Mutlu, E. (2024). Yaratıcılığın Sınırları: Yapay Zekâ Yaratıcılığına Bir Bakış. Moment Dergi, 11(2), 422-446. https://doi.org/10.17572/mj2024.2.422-446







