Sağlık
Kemoterapiden 10 Bin Kat Güçlü Olduğu İddia Edilen Meyve: Graviola Kanser Hücrelerini Yok Edebilir mi?
Araştırmacıların ilgisini çeken maddeler, annonaceous acetogenins olarak adlandırılan doğal bileşikler. Bu moleküllerin bir bölümü, hücrelerin enerji üretiminden sorumlu mitokondrilerdeki elektron taşıma zincirini etkileyebiliyor. Özellikle mitokondriyal kompleks I'in baskılanması, hücrelerin ATP üretimini azaltarak enerji dengesini bozabiliyor. Kanser hücreleri de büyümek ve çoğalmak için enerjiye ihtiyaç duyduğundan, bu mekanizma potansiyel bir antikanser hedefi olarak araştırılıyor. Ancak mitokondriler yalnızca kanser hücrelerinde değil, sağlıklı hücrelerde de bulunduğu için bu bileşiklerin seçiciliği ve olası toksik etkileri büyük önem taşıyor.
Graviola ile ilgili en çok paylaşılan iddialardan biri, meyvenin kanser hücrelerine karşı adriamisin adlı kemoterapi ilacından yaklaşık 10 bin kat daha etkili olduğu yönünde. Bu söylemin temelinde, graviola ile ilişkili belirli bir asetogenin bileşiğinin HT-29 insan kolon kanseri hücreleri üzerinde laboratuvar ortamında test edilmesi bulunuyor. Belirli deney koşullarında izole edilmiş bir molekülün hücre çoğalmasını çok düşük konsantrasyonlarda baskılayabilmesi, dikkat çekici bir biyolojik aktiviteye işaret edebilir. Ancak bu sonuç, meyvenin yenildiğinde aynı etkiyi oluşturduğu veya insanlarda kemoterapiden daha başarılı olduğu anlamına gelmiyor. Ayrıca hücre kültürlerinde kullanılan ilaç konsantrasyonları, insan vücudunda güvenli biçimde ulaşılabilecek düzeylerden farklı olabiliyor.
Graviola bileşikleriyle gerçekleştirilen diğer laboratuvar çalışmalarında oksidatif stres, hücre döngüsünün durması ve programlı hücre ölümüyle ilişkili değişiklikler de bildirildi. Buna rağmen graviola meyvesinin, çayının veya takviyelerinin insanlarda kanseri tedavi ettiğini gösteren güvenilir klinik kanıt bulunmuyor. Üstelik bazı asetogeninlerin sinir hücreleri üzerindeki potansiyel toksik etkileri de araştırılıyor. Özellikle annonasin adlı bileşiğin mitokondriyal işlevleri bozabilmesi, uzun süreli ve yoğun maruziyetin güvenliği açısından soru işaretleri oluşturuyor. Bu nedenle graviola ürünlerinin kanser tedavisi amacıyla kullanılması veya mevcut onkolojik tedavilerin yerine geçirilmesi önerilemez. Araştırmanın asıl önemi, bu meyveden elde edilen doğal moleküllerin gelecekte geliştirilebilecek ilaçlar için yeni biyolojik hedefler sunabilmesi.









