Araştırma
Bebekleri Ağlamaya Terk Etmek Masum Bir Uyku Eğitimi Olmayabilir: Nörobilim Uzun Vadeli Zararları İşaret Ediyor
Geçmişte 20. yüzyıl davranışçı ekolü tarafından bebeğe bağımsızlık kazandırdığı iddiasıyla savunulan bu yaklaşımın, güncel nörobilim verileriyle ciddi biçimde çeliştiği ortaya kondu. Uzmanlar, ağlamanın bebekler için hayati bir iletişim aracı olduğunu ve bu yardım çağrısının ebeveyn tarafından yanıtsız bırakılmasının, bebeğin nörolojik ve duygusal gelişimi üzerinde kalıcı hasarlar yaratabileceğini vurguluyor.
Bebekler teselli edilmeden uzun süre ağlamaya bırakıldıklarında, vücutlarında kortizol adı verilen stres hormonu seviyeleri tehlikeli boyutlara ulaşıyor. Nörobilimsel araştırmalar, bu yoğun toksik stresin, bebeğin hızla gelişmekte olan beyin bağlantılarına zarar verebileceğini gösteriyor. Ebeveynin tutarlı ve kapsayıcı ilgisi, sağlıklı bir sinir sistemi inşası için kritik önem taşırken; ağlamaya terk edilen bebeklerde güven duygusu ve duygu düzenleme (self-regülasyon) becerilerinin temelleri sarsılıyor. Bu durum, bebeğin bağımsızlaşmasını değil, aksine ebeveyne karşı güvensizlik geliştirmesini tetikleyebiliyor.
Uzun süreli ve yatıştırılmayan ağlama krizlerinin fizyolojik etkileri sadece beyinle sınırlı kalmıyor. Araştırmalar, bu durumun vücudun sakinleşme mekanizmasını yöneten vagus sinirinin işlevini bozabileceğini ve stres tepki sistemini kalıcı olarak hassaslaştırabileceğini ortaya koyuyor. İlerleyen yaşlarda görülen anksiyete bozuklukları, sindirim sistemi problemleri ve duygusal güvensizlik gibi sorunların kökeninde bu erken dönem stres faktörlerinin yatabileceği belirtiliyor. "Ağlamaya terk et" yöntemi, bebeğe kendi kendine yetmeyi öğretmekten ziyade, duygusal bir içe kapanma ve çaresizlik hissi aşılıyor.
Gelişim psikologları, ağlayan bir bebeği kucaklamanın veya sakinleştirmenin bir şımarıklık göstergesi olmadığını, aksine bunun zihinsel sağlık için bir zorunluluk olduğunu hatırlatıyor. Ebeveynlerin bebeklerine duyarlı bir şekilde yaklaşması ve stres anında onları yatıştırması, çocuğun duygusal dayanıklılığını artırıyor. Bilimsel veriler net bir gerçeği işaret ediyor: Ağlayan bir bebeğe yanıt vermek sadece o anki gözyaşlarını dindirmekle kalmıyor; kendine güvenen, sosyal açıdan yetkin ve psikolojik olarak sağlam bir bireyin temellerini atıyor.
Kaynak: Narvaez, D., et al. (2024). "Dangers of ‘Crying It Out’." Psychology Today, 17 Mayıs 2024.







