Bilim
Ağlamak Gerçekten Rahatlatıyor mu? Bilim İnsanları Gözyaşlarının Duygular Üzerindeki Etkisini Araştırıyor
2014 yılında Frontiers in Psychology dergisinde yayımlanan bilimsel bir değerlendirmede araştırmacılar, ağlamanın kişinin kendisini yatıştırmasına yardımcı olan bir davranış olup olmadığını inceledi. Çalışmada özellikle parasempatik sinir sisteminin rolü üzerinde duruldu. Bu sistem, stresli durumların ardından vücudun daha sakin bir fizyolojik duruma dönmesine katkıda bulunuyor. Araştırmacılar ağlama sırasında ve sonrasında ortaya çıkabilen solunum değişikliklerinin, fizyolojik düzenleme mekanizmalarının ve duygusal süreçlerin birlikte rahatlama hissine katkı sağlayabileceğini öne sürdü. Ancak bu mekanizmaların her insanda aynı biçimde çalıştığı kesin olarak gösterilmiş değil.
Araştırmaların dikkat çekici sonuçlarından biri, ağlamanın her zaman iyi hissettirmemesi. Bazı kişiler ağladıktan sonra kendilerini daha sakin ve hafiflemiş hissederken bazıları daha yoğun üzüntü, yorgunluk veya huzursuzluk yaşayabiliyor. Bu farklılıkta ağlamaya neden olan olay, kişinin ruh hali, bulunduğu ortam ve çevresinden gördüğü destek önemli rol oynayabiliyor. Özellikle anlayış ve destekle karşılanan ağlama deneyimlerinin daha olumlu duygusal sonuçlarla ilişkili olabileceği düşünülüyor. Buna karşılık kişinin kendisini yargılanmış veya yalnız hissetmesi rahatlama sürecini zorlaştırabiliyor.
Bu nedenle “ağlamak vücuttaki stres hormonlarını temizler” veya “her gün ağlamak ruh sağlığı için gereklidir” gibi iddialar bilimsel açıdan doğru değil. Gözyaşlarının duygusal düzenlemedeki rolü karmaşık ve kişiden kişiye değişiyor. Ayrıca sağlıklı kalmak için haftada belirli sayıda ağlamak gerektiğini gösteren bilimsel bir kural bulunmuyor. Araştırmaların ortaya koyduğu temel mesaj daha anlamlı: Ağlamak bazı durumlarda duygusal yükün işlenmesine ve sakinleşmeye yardımcı olabilen doğal bir insan davranışı. Ancak duygusal iyilik hali yalnızca gözyaşlarına değil, kişinin yaşadığı deneyimlere, başa çıkma becerilerine ve sosyal destek kaynaklarına da bağlı.
Kaynak: https://www.frontiersin.org/journals/psychology/articles/10.3389/fpsyg.2014.00502/full









